Home / Genel / Demir Çelik Arz ve Talebinin Gelişimi

Demir Çelik Arz ve Talebinin Gelişimi

Ülkenin hakikî demir-çelik talebini hesaplayabilmek için her ekonomi sektörünün bu maddeye olan ihtiyacının teker teker bilinmesi gerekmektedir. Fakat Türkiye’de şimdiye kadar böyle bir istatistik yapılmadığından, ülkenin geçmişteki hakikî demir-çelik talebi kesin olarak tespit edilememektedir.

Ancak, bu konuda geçmiş yıllardaki piyasa fiyat hareketleri analizleri bir fikir vermektedir. Yerli üretimin muntazam sayılabilecek gelişme seyrine karşılık, piyasaya sürülen demir-çelik miktarı, döviz zorlukları dolayısıyla zaman zaman kısıntıya uğrayan ithalât yüzünden, olağanüstü dalgalanmalar göstermektedir. Ekonominin enflâsyonist gelişimi sonucu kısılan ithalât, bilhassa 1955-59 yıllarında demir-çelik fiyatlarının anormal yükselmesine sebep olmuştur. Katiyetle söylenebilir ki, tüketim genellikle talep düzeyinin altında kalmıştır. 1950 yılından bu yana demir-çelik tüketimiyle bu tüketimdeki yerli üretim payını göstermektedir. 1950 yılında tüketimin ancak % 40’ı yerli üretimle karşılanırken, devamlı üretim artışı ve ikinci demir-çelik endüstrisinin kurulmasıyla 1967 yılında bu oran, % 90’ın üzerine çıkmıştır.

Yukarıda zikredilen ithal dengesizliği yüzünden dalgalanmalar arz eden toplam demir-çelik tüketimi, 1963 yılından sonra planlı döneme geçişle gelişen yatırımlar dolayısıyla devamlı artış göstermeye başlamış, 1962 yılında 18 kg olan fert başına tüketim, 1967 yılında 33 kg a yükselmiştir

Fakat bugünkü fert başına düşen tüketim miktarı, endüstrileşmiş ülkeler tüketimleriyle karşılaştırıldığında arada uçurumlar bulunduğu görülür (1964 yılı itibariyle A.B.D.’nde 615kg, B. Almanya’da 579 kg, İngiltere’de 438 kg). Bu tüketim hatta dünya iktisatçıları tarafından gerek ekonomik kalkınma, gerekse endüstrileşme hususunda Türkiye ile aynı kategoride gösterilen bazı ülkeler tüketimlerinin bile gerisinde kalmıştır (Meksika 65 kg, Kolombiya 35kg, Yunanistan 40 kg). Demir – çelik tüketiminin yapısı, umumiyetle ekonominin gelişme safhalarıyla ilgilidir. Kalkınmakta veya endüstrileşmenin başında bulunan ülkelerde yatırımların büyük bir kısmı alt yapı inşasına harcandığından, bu ülkelerde inşaat çeliği ve profiller; makine, ulaştırma araçları ve bazı metal eşya tüketim malları endüstrilerinde kullanılan yassı ürünlere nazaran daha fazla tüketilmektedir.

Fert başına gelir arttıkça, inşaat çeliği ve profil tüketiminin toplam tüketim içindeki oranı düşmekte, yassı ürünler tüketimi oranı ise bir artış göstermektedir. Yassı ürünler tüketiminin marjinal artış hızı ise, kalkınmanın ilk safhalarında daha büyük olmaktadır. Türkiye’de ise 1962-64 ortalamasına göre, inşaat çeliği ve profil tüketiminin genel tüketim içindeki oranı % 43 ile oldukça yüksek olduğu hal-de, yassı ürünlerin tüketim oranı henüz % 21 civarındadır. On yıl içinde inşaat çeliği ve profil tüketimi oranı % 8ile yavaş bir azalma arz ederken, yassı ürünler tüketim oranında % 78 gibi oldukça hızlı bir artış görülmüştür. Diğer taraftan, özel makine çeliği tüketimi oranı da, adı geçen devre içinde 2.5 misli artmış ve böylece Türkiye demir-çelik ekonomisi, endüstrileşme hareketinin işareti sayılan yassı ürünler tüketiminin hız kazandığı bir devreye girmiştir. Bu tüketim hızı, bilhassa Ereğli fabrikalarının kuruluşundan sonra, yassı ürünler talebinin zamanında karşılanması neticesinde, gelecek yıllarda daha da artacaktır. Normal olarak, demir-çelik endüstrisinden en fazla talep edilen ürün hadde mamulleridir. Bununla beraber, şayet entegre özellik gösteren bu endüstri dalının üretim kademelerinin input-output’ları takip olunursa görülür ki, hemen her üretim kademesinde bir parça mamul veya yarı mamul, işlenmek üzere başka sektörlere gitmektedir. Meselâ, soğuk hadde, tel çekme, boruların tekrar işlenmesi yanında, döküm sektörüne giden pik ve ham çelik blokları gibi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir